Makyajın Hedefi

Makyaj

makyaj
Makyajın hedefi ya da hedefleri “bakımlı ve canlı bir görünüm” kazan­mak, varsa kusurları örtmek, hafifletmek, güzel yanları vurgulamak, belirginleştir­mektir. Bunun sonucunda ortaya çıkacak etkinin bilinçli ya da içgüdüsel amacının beğenilmek, dolayısıyla cinsel uyarı olduğu açıktır.

“Güzellik” anlayışının topluma ve çağa göre değişiklik gösterir. Belirli bir devirde, belirli bir toplumda egemen güzellik anlayışı açısından hemen hiç kimse kusursuz değildir. Kişiden kişiye kusurların çeşit ve oranı değiştir. Dolayı­sıyla bütün sorun ustaca bir makyajla kusurları olabildiğince gizlemek, azalt­mak; güzellikleri ise ön plana çıkartmak, güçlendirmektir.

“Çirkin kadın yoktur, güzelleşmesini bilmeyen kadın vardır” sözü işte bu ustalığı gösteremeyenler için söylenmiştir. Bundan ötürü, ustaca mak­yaj yapmasını bilmek çok önemlidir. Bu sayede, güzellik yönünden biraz talihsiz kimseler kötü kaderlerini kırabildikleri gibi, doğanın kendilerine cömertçe güzel­lik dağıtmış oldukları da, eğer makyajı sözün tam anlamıyla yüzlerine gözlerine bulaştınrlarsa güzelliklerinden çok şey yitirirler. Kısacası ne “çirkinlik” insanı umutsuzluğa düşürecek bir yazgı olmalı­dır, ne de “güzellik” bilinçsizce harcanacak bir şans.

Hiçbir güzellik ölçütü “değişmez” değildir. Dolayısıyla bir zaman “çirkin” sayılan bir özellik, bir zaman gelir ki “güzel” olur. Bilindiği gibi, bir zamanlar “kıvırcık saç” en istenmeyen şeydi. Yalnız­ca kadınlar değil, pek çok erkek bile saçlarını düzleştirmek, hiç değilse kıvırcıklığını biraz olsun giderebilmek için ellerin­den geleni yapmakta hiçbir şeyden kaçın­mıyorlardı. Oysa bir süredir gittikçe yayılan “afro” modası bu kez düz saçlıları berberlere saçlarını kıvırcıklaştırmaya koş­turuyor. Ve saçları zaten doğal olarak kıvırcık olanlar ise geçmişte belki de bundan komplekse kapılmışlarken şimdi başlarını kıvançla, dimdik tutuyorlar! Aynı şeyler “dişleklik” modası, yahut “çilli kız” modası vs. için de geçerlidir. Dişlek, oldukları için sağlam dişlerinin protez yaptıranların yerini, “dişleklik” modasının çıkmasıyla bu kez inci gibi. sapsağlam dişlerini çektirip kendilerine dişlek bir ağız yaptıranlar almıştır. Çillerini nasıl saklayacaklarını bilmeyenler “çillilik” modasıyla bu tür üzüntülerinden kurtulmuşlardır.

Bugün çok kimseye kompleks veren büyük burunların, kemerli burunların, bir gün gene gözde burun haline gelmeyeceği hiç de kesin değildir. Bu nedenle belirli bir andaki anlayışa bakarak umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Yapılacak en yerinde şey, bir gün gelip anlayışın değişeceği ve yeni güzellik ölçütünün bu kez yüzlerine daha çok güleceği umuduyla, şimdilik ustaca yani bilinçli makyaj yapmasını, günün geçerli anlayışına göre kusurlarını gözlerden saklayıp, güzelliklerini göz doldurur hale getirmesini iyi öğrenmektir. Makyajın hedefi bu olmalıdır.

Öncelikle şu gerçeği bilmek gerekir: güzellik ancak sağlıkla birarada var olabilir ve sağlık ancak dikkatli bir bakımla sürdürülür. Dolayısıyla makyaj deyince ilk olarak bakım bilgisi akla gelmelidir. Sağlığı korumaya özen göstermek bu durumda yalnızca kişinin dar anlamda sağlığı ile ilgili değil aynı zamanda güzelliği ile de ilgilidir. Makyajla güzelleşmeye çalışılır­ken bakımla da zaten sağlıklı ve güzel olanı korumak, geliştirmek söz konusudur.

En başta gelmesi gereken bakım elbetteki ciltle, deriyle ilgilidir. Zira insan bütün vücuduna makyaj yapamaz, dolayı­sıyla makyajsız kalan yerlerin güzelliği ancak o yerlerin sağlıklı öyleyse bakımlı olmasıyla mümkündür; ayrıca makyaj yapıldığında da bu kaçınılmaz olarak zaten yine cildin bozuk olmaması, öbür yandan uygulanan makyaj sonucu cildin bozulma­sının önlenmesi gerekir.