Ne Kaldı Geriye Senden Bana…

Şiir Defteri

Ne kaldı senden geriye bana?..Sen yeni sürgün fidanlar gibi büyürken gün geçtikçe, ben hiçliğe gömülüyorum biraz daha. Ne kaldı geriye senden bana? Nerede vaat ettiğin o masumiyet, o düşünmeden yaşamak, saf mutluluk.. Nerede o sonsuzluk çocukları, nerede biricik huzur? Terk edip gittiğinden beri geçmek bilmiyor geceler. Ümit yok, çünkü kapkara sabahları. O karanlık sabahlarda düşünüyorum: Senden geriye bana ne kaldı? Ölmek içinmiş yaşamak, biliyordun da söylemedin. Kandırdın hep bizi göstermedin gerçek yüzünü. Bazen “umut” oldun, bazen inanç, mecburduk sarılmaya yalanlarına. Ne de çoktular ama, ne de gönül çelici.. Onlarsız ne anlamı vardı yaşamanın. Hepimiz yapışıverdik birinin kuyruğuna savrulduk oradan oraya, düşe kalka, bata çıka, günler ayları, aylar yılları kovaladı o sıra, görüyordun hepimizi yukarılardan mutlaka.. Peki bittiğinde.. Ne kaldı geriye senden bana? Yolun sonuna gelmeden anlamıyor insan. Kendi oyunumuzu oynuyorduk güya; oysa oyun da senin, dağıttığın tüm oyuncaklar da. Kimine lüzumundan fazla verdin kabul et. Olsun, artık kızmıyorum; çünkü her şey sandıklarımız meğer hiçbir şeymiş şimdi anlıyorum. Tam burada, yolun sonunda. Ve düşünüyorum da yine de yaşamak diye bir şey varsa, ne kaldı geriye senden bana? Bulamıyorum. Verip de almadığın ne var? Anlayamıyorum ne içindi her şey? Sebebi neydi bu yalancı varoluşun? Hikmeti kendimizde bildik, içimizde; oysa ki boştuk her şey gibi bizde. Şu yaşam denen anlamsızlığın başındaydık daha dün, işte bitiriverdik “bitmezi” birdenbire. Sonu gelmez uğraşlar içindeydik ya, hep daha fazlası için didindik durduk. Ne verdiysen bizden öncekilere hepsinden bir parça tatmak için, bütün zevkleri yaşamak için.. Komik geliyor şimdi. Asla var olmayanın peşinde bir ömür tüketmek.

Milyar ve milyarlarca ömür. Biz tükendikçe sen büyüdün, umarsızlığında öyle. Nasıl başardın onca insanı efsunlamayı? Biz bile bile, göre göre nasıl aldandık nasıl inandık sahte sözlere de biniverdik hevesle o hiçlik trenine? Gür geliyordu ilkin lokomotifin sesi, ve tatlıydı arkadaki bin bir vagonda neler var merak etmesi. Öncekilere aldırmadık, sonrakilere de dönüp bakmadık. Her birimiz kendi hayalinin eseri, aptal çocuklar gibi, varoluşuna ararken sebep, sorgusuz hep daha ileri yürüdük hep bir sonrakini düşünerek. Neler gördü gözler, neler yaşandı; hepsi de sana ezelde teslim ilahi oyunlardı. Biliyorum aslında acılar da senindi mutluluklar da. Tüm o curcuna da senin kahreden yalnızlıklar da. Varlık da senin yokluk da.

Peki söyle! Ne kaldı geriye senden bana?

Sormuyorum artık bunu. Biliyorum çok geç. Dönüp bakmıyorum geriye. Her anında bir pişmanlık. Ne çabuk gelmişiz buralara anlamadım. Hayat boyu aradım da o yegane gerçeği, hep yanı başımdaymış meğer, farkına varamadım. Ve ardımdaki vagonlar hızla çoğaldı; oysa yaşanmamış daha neler neler vardı. Ümitsizlik sardı yaşlı bedenimi, hayale vakti kalmayan yüreğimi. Yine de taptaze atıyordu ya işte; korkuyla irkildim bu son girişte. Son vagondu bu artık ışıksız, kapkara; dönüşü yok çıkış yalnızca mezara. Ne dehşetli bir yoldu bu. Yorgun beynimde binlerce soru.. Korkuyorum hem de hiç korkmadığım kadar. Yüreğimde bir acı tarifi imkansız. Öyle ki görebiliyorum şu an kendimi bile yalansız. Bir tanesi hariç silindi tüm sorular. Hayat bıraktım peşini vuslata beş kala; ama o körolası cevapsız soru var ya..

Yaşlı gözlerim dikilmiş tavana,
Kımıldayamıyorum
Dudaklarım aralık hiç sesim çıkmasa da
Derinden, ta yüreğimden yalvarıyorum zamana

Söyle! Ne olur söyle!
NE KALDI GERİYE BENDEN SANA?!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşlem Sonucunu Girin * Zaman sınırı tükendi. Lütfen CAPTCHA'yı yeniden yükleyin.