Tarihten Günümüze Estetik ve Güzellik Anlayışı

Yaşam

estetik_guzellik_kadin
Dünden bu güne Estetik ve Güzellik yan yana anılan iki aynıymış gibi duran iki kavram gibi olsa da. Genel kanı şu dur ki; iki olgu birbirinden farklıdır. Bir bütüne sığamayacak kadar fark göstermektedir. Buna karşılık ister zaman diyelim isterse başka etkenlerden söz edelim. İki kelime giriftleşmiş beraberce anılır olmuş Estetik ve Güzellik.

Buda bir nevi mükemmelin tanımını vermektedir. Asıl amaç ise güzelliğin yansımasıdır. Bakış açısı her ne olursa olsun, Güzellik diye tabir olunan olgu kişi ve zaman göre değişse de. Estetik başlı başına bir derinlik ifade eder. Bu durum tarihsel süreçle doğru orantılı incelendiğinde karşımıza çıkıyor ki dün den bugüne insanoğlu bilim ve fikirsel bazda Estetik üzerine yoğunlaşmışlar. Bu konuya değer katmak adına faaliyette bulunmuşlar derinleşmişler. Öyle ki yaradılışın estetiğine kadar inilmiş çok değişik mecrada çok değişik sorular ortaya çıkmış. Günümüze kadar bu sorulara cevaplar aranmış. Buna en belirgin örnek ise Eflatun(Platon) tarafından yapılandırılan örneklemedir. Platon derki; Estetik bir değerdir, ona göre ele alıp incelenmeli ve insandan bağımsız bir olgu ve soyut kavramdır. Bu görüşte ortaya koyuyor ki; Güzellik kavramında bir değer ve değerleme yargısı varken Estetik olgusunda değer ve değerleme söz konusu olamaz. Estetik her yönüyle soyutken. Buna karşılık her insan için de algılanabilecek bir kavramdır. Bu da demek oluyor ki eğer ki; her insan Estetik olgusunu kavrama yetisine sahipse bu doğuştan itibaren Estetiği algılama ve özümseme yeteneğimiz olduğu sonucunu doğurur.

Güzellik kavramına gelince sürekli tarifi yapılmaya çalışılan hem nitel hem nicel açıdan ele alınmaya çalışılan belli bir kaba ve hacme sığamayan. Yani herkesi memnun eder şu dur denilebilecek bir olgu kavram değerleme bu zaman kadar yapılamamıştır.

Güzellik denildiğin aşağı yukarı herkes aynı şeyleri dile getirmekte. Aynaya baktığımda kendimi güzel göreyim yeterlidir kanısı yaygındır. Güzelliğin tarifi nedir diye sorgulandığında ise çok farklı çok çeşitli çok açılı cevaplar ortaya çıkacaktır. Bu nedenledir ki Güzellik kavram olarak kalmış belli bir tanıma sığmamıştır. Hatta ve hatta bu durum bireye indirgediğimizde ve toplumlara ülkelere ayrı ayrı bakıldığında farklılıklar apaçık ortaya çıkacaktır. Tarihsel süreç incelenirse açığa çıkacak ki. Her döneme özgü ayrı güzel tanımlaması olmuştur. Biraz örnekleme yapacak olursak. İri gözler, ince ve geniş kalçalar, kalın kaşlar, porselen gibi cilt.

Bunlar güzelliğin sembolü olan nitelendirmeler oldu.1920 li yıllarda kusursuz kadın etine dolgun iken sonrasında küçük göğüs ve kalçası olmayan erkeksi vücut hatları olanlara güzel denildi.1960 lı yıllar ise bembeyaz bir cilt iri dikkat çekici göz ve dudaklar Güzellik kavramını şekillendirirken.1970 lerde ise ince bel geniş kalça kalın kaşlar güzelilk de belirleyici oldu.1980 lere gelindiğinde ise ihtişamlı denilecek kadar abartılı makyaj ve kabarık saçlar.1990 larda ise güzellik kavramının daha minimalize olduğunu gözlemlemekteyiz. Şöyle ki; ince fit bir vücut dik ve yuvarlak göğüsler küçük bir burun. Bu değerlemeler bu değer ölçüleri bizlere her ne kadar güzelliğin oran denge ve simetriyle ilgili olduğunu gösterse de, asıl olanın içinde yaşanılan toplum ve etkilenilen kültür tarafından belirlendiği ortada olan bir gerçektir. Bu da zaman içinde güzellik kavramının anlam ve biçim değiştirdiğini bizlere göstermektedir. Bu açıdan evrensel bir güzellik değerlendirmesi yapmak çok güçtür.

Sonuç olarak en geniş açıdan bakacak ve değerlendirecek olursak değişmeyecek tek şey. Her zaman arzulanan ve kıskanılan olmak. Estetik ve Güzellik tabirlerini birleştirmekten geçer.

Facebook'ta Paylaş Whatsapp'ta Paylaş