Eğer

Eğer

O Kadar Da Önemli Değildir Bırakıp Gitmeler, Arkalarında Doldurulması Mümkün Olmayan Boşluklar Bırakılmasaydı Eğer. Dayanılması O Kadar Da Zor Değildir, Büyük Ayrılıklar Bile, En Güzel Yerde Başlatılsaydı Eğer. Utanılacak Bir Şey Değildir Ağlamak, Yürekten Süzülüp Geliyorsa Gözyaşı Eğer Yüz Kızartıcı Bir Suç Değildir Hırsızlık, çalınan Birinin Kalbiyse Eğer. Korkulacak Bir Yanı Yoktur Aşkların, İnsan Bütün […]

Devamını Oku
Diyebilseydim

Diyebilseydim

Anladım diyemem ki ! Suçluyum. Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi. Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım, gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık […]

Devamını Oku
Sevgiliye Mektup

Sevgiliye Mektup

Bir uçurum çiçeği tanıdım. Her yaprağı bir hüzün anlatıyor kokusuyla bir umut taşıyordu insanlara, hüzünlüydü acı çekiyordu. çünkü, yalnızdı. Ama hayata öylesine sarılmıştı ki kimse onu hayattan koparamıyordu. Kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği dağların doruklarında o sarp kayalıklarda yaşıyordu. Kayaların sertliği bu güzel çiçeğin direnişine boyun eğmiş ve çatlayıp yeşermesine izin vermişti. çünkü, onun yaşama sevinci […]

Devamını Oku
Sen!

Sen!

SEN! Beni benimle seven yürekli adamım, SEN! Kaçırdığım trenin elimde kalan son bileti, SEN! İçimde büyüttüğüm yüreğimin haylaz çocuğu, SEN! Yaktığım geminin sıcak alevi, SEN! Karanlık gecelerimin aydınlık sabahı, SEN! Yüreğini yüreğimde taşıdığım saklı sevdam, SEN! Bugünümün erkeni yarınımın geçmiş sevdası, SEN! Bir ömür beklediğim prangalı hasretim,

Devamını Oku
Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.

Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.

“Kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar. Edip cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.” diyor Cemal Süreya. Okuyorsun ama. En çok da kışın okuyorsun Edip Cansever’i. En çok kışın ağlıyorsun yalnızlığına. … Sonra bir gün usul usul kar yağıyor yaşadığın şehre. Bembeyaz oluyor unutulmuşluğun. Üşüyorsun. Elinde kahven bakıyorsun camdan dışarı, saatlerce düşünüyorsun. Bir belirsizliği düşlüyorsun […]

Devamını Oku
Üçüncü Şahsın Şiiri

Üçüncü Şahsın Şiiri

gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit Maçka’dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin […]

Devamını Oku
Ve Mona Roza

Ve Mona Roza

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü Ve boğazımı sıktı parmaklar ince uzun Günahkar toprağımın saçından bir tel düştü Sana ne olmuş […]

Devamını Oku
Zaman

Zaman

Bir ara durup ardıma baktım, O an zamanın gerisinde kaldım. sonra ta uzaklara çevirdim başımı, Bu kez de zamanı sollayıp arkamda bıraktım. Ardından durumu kavradım Sokuldum yanına, Yaşantımı sürdürdüm onunla kol kola. İnsan bazen birkaç adım geriler Ki hızlanıp güç kazanabilsin ; Bazen de gözünü ufuklara diker Böylece geleceği planyabilsin. Burada da ölçülü olmak önemli, […]

Devamını Oku
Feride…

Feride…

Herkesin bir feride’si vardır ben bilmez miyim Herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı Herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim bir de kimsesizliği(…) d(erken) yıllar geçer o herhangi bir gün de akşam olur akşam olur sen bana bir bardak çay getirirsin ensenden öperim, o saat bardakta şeker gibi erirsin sen bir yaz güneşisin bakınca […]

Devamını Oku
Hoşgeldin Kadınım!

Hoşgeldin Kadınım!

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş legenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde […]

Devamını Oku