DİKKAT EDİN

Şiir Defteri

Düşüncelerinize dikkat edin davranışınız olur.
Davranışınıza dikkat edin alışkanlıklarınız olur.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin karakteriniz olur.
Karakterinize dikkat edin kaderiniz olur.

Modern toplumlarda, insanın yaratıcı enerjisini yönlendiren yepyeni bir konsept ortalığı kasıp kavuruyor. Klasik zekanın hükümranlığına son veren Duygusal Zeka’nın en önemli parçalarından birini oluşturuyor bu konsept. Empati diyorlar adına. Bizim dilimize kendini başkalarının yerine koyma olarak çevrilebilir. Kendimize mutlaka sormalıyız. Türkiye’nin empati yeteneği acaba hangi düzeyde diye. Empatinin ortaya konulamadığı ya da ortaya konulmasına izin verilmediği ortamlarda insanın gerçek enerjisinin de ortaya çıkamayacağı adeta bir fiziksel doğru olarak algılandığına göre bizim toplumsal sorunlarımızın altında üstelikte çok derinlerde empati noksanlığı mı yatıyor acaba. Sosyal politik ve ekonomik ilişkilerde kaçta kaçımız kendimizi sıkça başkalarının yerine koyabiliyoruz? Karşılıklı anlaşma, birbirini kolayca anlama, ortak bir hareket zemini yaratma ve bu birliktelikten yeni enerjiler üretme konusundaki bocalamamıza bakacak olursak empatiyi hayli ihmal ettiğimiz düşünülebilir. Türkiye’deki hakim davranışın kendini başkalarının yerine koyma değil kendi duygu ve düşüncelerini başkalarına baskı ve zorla kabul ettirme olduğu herhalde hepimizin malumudur. Bir an ya da bir süre için. Öğretmenin kendini öğrencinin yerine koyması, komutanın kendini askerin yerine koyması, patronun kendisini işçisinin yerine koyması, annenin kendini evladının yerine koyması, erkeğin kendini kadının yerine koyması veya tersi, özgür olanın kendini hükümlünün yerine koyması, hakimin kendini sanığın yerine koyması, ibadet orucu tutanın kendini ölüm orucu tutanın yerine koyması, para kazanabilen birinin kendini işsiz arkadaşının yerine koyması…..
Kuşku yok ki bunu başarabilen insan çevresini çok daha iyi anlayacak anladığı oranda da hem kendinin hem de çevresinin gelişmesine etkin biçimde katılacaktır. Kendini başkasının yerine koymak onun fikirlerini hemen paylaşmak anlamına gelmiyor. Onu anlamak anlamına geliyor. Birbirini daha çok ve daha kolay anlayan insanların oluşturduğu irili ufaklı sosyal birimlerin (bunlar ekonomik, sosyal ve siyasi birimler olabilir) daha yaratıcı etkin ve başarılı olacakları artık tartışılmıyor bile. Empatiyi becerebilmek için insanın ille de yüksek tahsilli ve kültürlü olması da gerekmiyor. Biraz çaba sarf etmek kendini eğitmiş olmak küçük bir sabır ve fedakarlık yetiyor. İşte çok basit bir örnek. çocukken sokakta oynar sonra acıkmış olarak eve koşardık. Sofraya oturma zamanı olmadığından annelerimizden üzerine yağ veya salça sürülmüş bir dilim ekmek isterdik. Türkiye de yaygın yoksulluk ve yoksunluk vardı. Aldığımız cevabı hatırlayın. Bir dilim ekmeği bulamayacak arkadaşlarınız imrenir doğru olma akşama sofrada yersin. İşte bu davranış kendini başkalarının yerine koyma davranışıdır. Farkında olmadan bizleri bir parça eğitmiştir de mutlaka. Ama modern zamanların hoyratlığının iş aleminin keskin kılıçlarının ve amansız rekabetin insanlardaki bu yeteneği bir hayli körelttiği de gerçeklerimizden biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İşlem Sonucunu Girin * Zaman sınırı tükendi. Lütfen CAPTCHA'yı yeniden yükleyin.